Stanford’ın Ücretsiz Girişimcilik Dersi: Bir Startup Nasıl Kurulur?

Y Combinator başkanı Sam Altman‘ın Stanford Üniversitesi‘nde verdiği How to Start a Startup dersi ücretsiz ve Türkçe altyazılı olarak Sam Altman’ın web sitesinden ve Youtube’dan izlenebiliyor.

Derste bir girişimin kurulum aşamasından, büyüme, pazarlama, ürün yönetimi, kültür ve müşteri görüşmelerine dek birçok konuya girişimcilik dünyasının önemli isimlerinin katılımıyla değiniliyor. Derslerde Sam Altman’ın yanı sıra, Facebook’un ilk yatırımcılarından biri olan Paypal’un kurucusu ve Sıfırdan Bire (Zero to One) kitabının yazarı Peter Thiel, Linkedin’in kurucusu Reid Hoffman, Facebook’un ve Asana’nın kurucularından olan Dustin Moskovitz ve Y Combinator’ın kurucularından Paul Graham gibi isimler yer alıyor. Girişimciliği gerçek girişimciler anlatıyor.

How to Start a Startup 1. Ders
"Öğrenciyken; yeni fikirler üzerine düşünüp, potansiyel co-founder'lar ile tanışın."
How to Start a Startup 1. Ders
“Öğrenciyken; yeni fikirler üzerine düşünüp, potansiyel co-founder’lar ile tanışın.”

2014‘te Stanford Üniversitesi‘nde verilen ders ortalama 45 dakika süren 20 videodan oluşuyor. How to Start a Startup dersi uzun süredir ücretsiz ve Türkçe olarak Youtube ve Sam Altman’ın web sitesi üzerinden erişime açık durumda.

İlk dersin metnine ulaşmak için: http://startupclass.samaltman.com/courses/lec01/

Girişimcilikle ilgilenenlerin, bir girişim kurmak isteyenlerin ve startup dünyasını merak edenlerin kaçırmaması gereken bir ders. Stanford öğrencilerine yönelik bu ders ile bir girişimin kurulum sürecinde değerlendirilmesi gereken birçok konu hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Dersin ücretsiz ve Türkçe altyazılı ile ulaşılabilir olması büyük bir şans, böylelikle İngilizce’yi bahane etme şansı da bırakmıyor fakat İngilizce girişimcilikle uğraşacaklar için (neredeyse her konuda olduğu gibi) bir zorunluluk.

Startup Hızlandırma Programı Y Combinator Nedir?

Sam Altman’ın Başkanı olduğu Y Combinator ise ABD merkezli bir girişim hızlandırma programı, Y Combinator’ın bünyesinden çıkan girişimler arasında AirBnb, Dropbox, Stripe, Twitch, Quora, Zapier gibi başarılı girişimler var.

Stanford’ın bu dersi haricinde; Y Combinator’ın Startup School adlı bir girişimcilik eğitim programı da bulunuyor, ders içeriklerine web sitesi üzerinden ücretsiz olarak erişilebiliyor.

Ders içeriklerini görüntülemek isterseniz: Sam Altman’ın web sitesine veya dersin Youtube kanalına bakabilirsiniz.

Ek olarak bu derslere baktıktan sonra ürününüzün prototipini yapmak isterseniz Minumum Viable Product içerikli yazılarıma bakabilirsiniz.

MVP – Minimum Viable Product Örnekleri ve Türleri

“MVP Nedir?” adlı yazımda basitçe Minimum Viable Product’ın ne anlama geldiğini, nasıl olması gerektiğini açıklamaya çalıştım. Bu yazıda ses getiren MVP türlerinden ve MVP örneklerinden bahsedeceğim. MVP aşamasına gelen projeler için faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Fikriniz hakkında en kısa sürede geribildirim almak ve doğru hamleler atmak adına bu MVP yöntemlerinden size uygun olanı deneyebilirsiniz.

“Eğer ürününüz ilk halinden utanmıyorsanız, çok geç yayınlamışsınızdır.” – Reid Hoffman (Linkedin)

1 – Wizard of Oz: Zappos.com Örneği

Zappos.com, Wizard of Oz (Oz Büyücüsü) MVP’si

Şu an en büyük çevrimiçi ayakkabı satış platformu olan Zappos, MVP aşamasını tamamen manuel bir şekilde yaptı.

Büyük bir e-ticaret altyapısı kullanmak yerine, sadece ayakkabı fotoğraflarının yer aldığı basit ama gerçekçi duran bir site yaptılar. Bu web sitesine de, çevrelerindeki mağazaları dolaşıp, mağaza sahiplerinden izin isteyerek, ayakkabıların fotoğraflarını çekip eklediler.

Web sitesine koydukları bu ayakkabı fotoğrafları sayesinde sipariş geldiğinde, ayakkabıları mağazalardan satın alıp, kendileri kargoya yolluyordu.

Oldukça basit bir şekilde işleyen bu süreçte, kullanıcının arkaplanda ne çalıştığından haberi yoktu; kullanıcının gördüğü kısımda son derece profesyonel gözüken bir kısım vardı. Halbuki arkaplanda bir Oz Büyücüsü işleri yönetmekteydi.

Boşa büyük bir e-ticaret yatırımı yapmaktansa, bu basit hamleyle, piyasada online bir ayakkabı satıcısına ihtiyaç olup olmadığını anladılar. Fikirlerini, minimum maliyetle test ettiler.

2 – Açıklayıcı Video: Dropbox Örneği

Açıklayıcı video, ürününüzün ne olduğu ve neden kullanıcılarının onu alması gerektiğini anlatan kısa bir videodur. Dropbox, açıklayıcı videoyu çok başarılı bir şekilde kullanmıştır.

Geliştirildiği dönemde anlatılması zor bir şey olan Dropbox’ı insanlara anlatmak için, çocuğa anlatır gibi bir video çektiler. Çektikleri video Hacker News‘de yayınlandı.

Video, kullanıcı deneyimini aktaracak kadar iyiydi. İnsanlar ürünü kullanmışçasına geribildirim yapabildiler. E-posta listelerinde ürünü bekleyenlerin sayısı sadece bir gün içerisinde 5 binden 75 bine çıktı.

3 – Concierge MVP: Food on the Table Örneği

Öncelikle, kelimenin Vikipedi’deki tanımına bakmakta fayda var:

Concierge: (okunuşu: konsiyerj) Fransızca kökenli bir kelime olup, aynı zamanda büyük otellerde müşterinin otel dışındaki iş ayarlamalarını yapan birimin adıdır.

Concierge MVP ile bir ürünü sağlamaktan ziyade basit manuel bir hizmet ile başlarsınız. Fakat bu hizmet, ürününüzdeki adımları birebir içermeli ve ürününüz ile uyumlu olmalıdır.

Wizard of Oz yöntemine çok benzerdir. Kullanıcıya özel ilgi göstererek yapılır. Karmaşık bir teknolojik ürünün yerine insanları koyarak yaparsınız. Concierge MVP’nin temelinde ürünün otonom kısımlarının yerine insanları koyarak, ürünü basitleştirmek vardır.

Concierge MVP diğer MVP türleri gibi büyük bir zaman tasarrufu sağlarken, ürününüzü kullanan kişilerle direkt olarak etkileşime geçmenizi sağlar.

Eric Ries, Yalın Startup kitabında Food on the Table örneğini verir. Food on the Table, ne tür yiyecekler yemeyi sevdiğinizi anlayan ve bundan hareketle farklı mağazaların yer aldığı bir alışveriş listesi hazırlayarak maksimum tasarruf yapmanızı sağlayan bir servistir. Kısaca yemek giderlerinizde tasarruf etmenizi sağladığını söyleyebilirim.

Food on the Table’ın Concierge MVP’sinde, kurucusu, ürünün ilk kullanıcıları için, kuponları araştırıp, alışveriş listeleri hazırlıyordu.

4 – Landing Page: Buffer Örneği

Landing page: Ziyaretçilerin, bir reklamdaki ya da bir e-postadaki bağlantıdan geldikleri tanıtım sayfasıdır.

Landing page’in temel görevi, ziyaretçiye teklifi anlatması, olabilecek itirazlara cevaplar sunması ve ziyaretçiyi aksiyon almaya çağırmasıdır.

Bir landing page’i yaptığınız araştırmalar, anketler ve ürün geliştirme sürecinize dayaranak yaparsınız. Bir pazarlama aracı olan landing page ayrıca bir MVP türüdür.

Landing page’inizi oluşturduktan sonra Google Adwords reklamı verebilir ya da ilgisini çekeceğiniz Facebook grupları vb. yerlerde paylaşabilirsiniz. İlgisi olan kullanıcıları sayfaya çektikten sonra e-postalarına bırakabilecekleri bir alan, etkileşime geçebilecekleri bir sohbet alanı ve de basit bir anket kısmı koyabilirsiniz. Böylece kullanıcılar fikrinize karşı geribildirimde bulunabilir.

Landing page’in başarılı bir şekilde kullanan Buffer örneğine bakalım. Buffer, sosyal medya gönderilerinizi, olabilecek en iyi zamanlarda paylaşmak üzere ayarlamanızı sağlayan bir servistir.

Buffer’ı yapmadan önce kurucusu, bu ürünü kullanmak isteyecek insanların olup olmadığını görmek istemiş. Bundan hareketle, basit bir landing page hazırlayarak Buffer’ın ne yaptığını anlatmış, ayrıca insanların ilgisini çekerse tıklayabilecekleri fiyatlandırma başlıklı bir buton eklemiş. Bu butona tıkladıkları zaman ise “Merhaba, bizi hazır olmadan yakaladınız! E-posta adresinizi bırakıp, hazır olduğumuzda sizi haberdar etmemizi sağlayabilirsiniz” yazısı karşılamış.

Buffer’ın Landing Page’i

Bu sayfa hazırlandığında Buffer’ın geliştirilmesine daha başlanmamıştı. Kurucusunun attığı tweet üzerine sayfaya gelenlerin e-posta adreslerini bırakmaları ile ürüne talep olduğu anlaşıldı.

Bundan sonraki aşamada, kullanıcıların böyle bir uygulama için para ödeyip, ödemeyeceklerini anlamak vardı. Landing page’e yapılan bir güncelleme ile ücretsiz ve ücretli olmak üzere çeşitli aylık planlar eklendi. Ücretli planlara yeterli sayıda kişinin tıklaması ile insanların bu uygulamaya para vereceğini anlaşıldı.

Fikir başarıyla test edildi. Bu testlerin ardından insanların kullanabilecekleri basit, minimum özelliğe sahip bir uygulama geliştirildi ve kısa sürede gelir elde ettiği 500 kullanıcıya sahip oldu.

Bu MVP türlerinden bir tanesini seçerek kısa sürede fikrinizi test edebilir, insanlardan hızlıca geribildirim alabilir ve insanların gerçekten kullanmak isteyeceği bir ürün geliştirebilirsiniz. Bir MVP gerçekleştirmek, hem zamandan hem de paradan tasarruf etmenizi sağlayacaktır.

_____________

Bu yazıyı yazarken

gibi yerlerden yararlandım.

Yazıda bir hata görmeniz durumunda lütfen yorum kısmından bildiriniz. Okuduğunuz için teşekkürler. 🙂

Minimum Viable Product (MVP) Nedir?

Minimum Viable Product ürününüzün sadece temel özelliklerini barındıran ve en kısa sürede müşteriden geribildirim almak adına yapılan üründür.

MVP kavramı Yalın Startup (Lean Startup) anlayışı çerçevesinde ortaya çıkmış bir terimdir. The Lean Startup (Yeni Yalın Girişim) kitabının yazarı Eris Ries MVP’yi şöyle tanımlamaktadır:

“Bir öğrenme aracı” ~ Eric Ries

Bir MVP, sadece eşsiz değer teklifinizi (Unique Value Proposition [UVP]) karşılayabilecek özelliklere sahip olmalıdır.  Daha fazla özellik koymaya ya da MVP’yi mükemmel hale getirmeye çalışmak, MVP’yi temel amacından saptırır.

Minimum Viable Product nasıl olmalıdır
Minimum Viable Product Nasıl Olmalıdır?

MVP Yapmak Size Ne Sağlar?

Bir MVP yani Minimum Viable Product yapmak sizi zaman ve para kaybından kurtarır. Daha erken aşamada müşteriden aldığınız bildirimler doğrultusunda ürününüze yön verebilir ve canlı olarak ürününüz test edebilirsiniz.

Bir ürünü mükemmel yapmaya 5 yıl harcayıp sonrasında aslında o ürünün kullanıcıların istemediği bir ürün olduğunun farkına varabilirsiniz.

Ya da diğer bir yaklaşımla ürünün erken aşamadaki halini kullanıcının karşısına “Bakın böyle bir şey yaptık.” diyerek atıp, kullanıcıları bu aşamada dinleyip, kullanıcıların istedikleri ürünü yapabilirsiniz. MVP bu ikinci yaklaşımı hayata geçirmenizi sağlar.

MVP bir öğrenme sürecidir. MVP minimum efor ile kullanıcılarınızdan maksimum bilgiyi almanızı sağlar. Ürününüzde neyin doğru neyin yanlış gittiğini kullanıcıların ne talepleri olduğu kısa sürede, ürünü onlara deneterek öğrenebilirsiniz. Oldukça kısıtlı kaynaklarla icra edilen startuplarda vakit ve paradan tasarruf sağlamak en can alıcı noktalardan biridir.

Minimum Viable Product Nasıl Olmalıdır?

Minimum Viable Product Nedir?
Minimum Viable Product Nasıl Olmalıdır? – MVP’nin nasıl olması gerektiğini özetleyen güzel bir görsel.

Yukarıdaki görsel MVP’nin nasıl olması gerektiğine ilişkin güzel bir fikir veriyor. MVP ürünün bir parçasını değil, ürünün son halindeki amacı, değeri vermeye çalışmalıdır.

İlk aşamadaki gibi bir araba yapmak için bir teker yaparak yola çıkmak yanlıştır. Onun yerine aynı değeri kullancıya sunabilen, bir yerden bir yere gitme ihtiyacını giderebilen bir ürünü MVP olarak sunmak çok daha doğrudur.

“Eğer ürününüz ilk halinden utanmıyorsanız, çok geç yayınlamışsınızdır.” – Reid Hoffman (Linkedin)

Minimum Viable Product (MVP) Neyi Sunmalı

  • Ürünün hipotezlerini minimum kaynak ile test etmeli
  • Öğrenme sürecini hızlandırmalı
  • Boşa harcanan mühendislik zamanını kısaltmalı
  • Ürünü erken adapte edecek kullanıcılara kısa sürede ulaştırmalı
  • Diğer ürünler için temel olmalı
  • Gereksinim duyulan ürünü oluşturmak için üreticinin sahip olması gereken özellikleri saptamalı

Sık Yapılan Minimum MVP Hataları

  • “Müşteriler ancak tüm fonksiyonlara sahip ürünü kullanırlarsa beğenir.”
  • “Müşteri ne istediğini bilmiyor.”
  • “Test etmek zaman kaybı, müşteriyi ürünün bu haliyle etkileyemem.”

“1. İnsanların istediğini yap
2. Hızlı yayınla ve yinele.” – Paul Graham

MVP örnekleri hakkında bilgi almak için bu yazıya göz atabilirsiniz: MVP – Minimum Viable Product Örnekleri ve Türleri

_____________

Bu yazıyı yazarken

yararlandım.

Yazıda bir hata görmeniz durumunda lütfen yorum kısmından bildiriniz. Okuduğunuz için teşekkürler. 🙂