Marka Yönetimi Nedir, Nasıl Ortaya Çıkmıştır? (Brand Management)

Başta büyük hızlı tüketim ürünleri (FMCG, fast moving consumer goods) şirketlerinde gördüğümüz marka yönetimi kavramına; markadan başlayarak, marka yönetiminin doğuşuna bakarak göz atacağız.

Marka Nedir?

Marka yönetiminin ne olduğuna girmeden önce markanın ne olduğunu tanımlamak ile başlamak doğru olacaktır. Amerikan Pazarlama Birliği’nin (American Marketing Association) tanımına göre marka:

“Bir marka; bir satıcının ürününü veya hizmetini diğer satıcılardan farklı olarak tanımlayan bir ad, terim, tasarım, sembol veya başka herhangi bir özelliktir.”[1]https://www.ama.org/topics/branding/

– Amerikan Pazarlama Birliği

Marka Yönetimi Nasıl Ortaya Çıktı?

Pierre, (1999) marka yönetiminin 1931’de Procter & Gamble içerisinde ortaya çıkmaya başladığını söyler. [2]Berthon, P., Hulbert, J. M., & Pitt, L. F. (1999). Brand management prognostications. MIT Sloan Management Review40(2), 53. O zamanki P&G yönetim kurulu başkanı; şirketin her markasının kendi marka yöneticisi ve asistanlarına sahip olması gerektiğini, marka özelinde çalışacak bu kişilerin reklam ve diğer pazarlama faaliyetlerinden sorumlu olması gerektiğine karar vermiştir.

P&G’nin ardından marka yönetimi metodolojisine geçen diğer şirketlerden bazıları: 1935’te Johnson and Johnson, 1950’de General Eletric, 1956’da Kimberly Clark, 1964’de Heinz olarak gösterilebilir. Fakat P&G’nin bu adımı ilk yıllarda diğer firmaları pek etkilememiştir, hatta ilk zamanlarda nihai tüketiciye hitap eden üreticilerden (B2C, business to consumer) ziyade endüstriyel pazara hitap eden (B2B, business to business) üreticiler arasında yaygınlaşmıştır (Low, 1994). 1970’lerin ortalarına gelindiğinde ise marka yönetimi ve türevi uygulamalar birçok şirkette yaygın hale gelmiştir. [3]Low, G. S., & Fullerton, R. A. (1994). Brands, brand management, and the brand manager system: A critical-historical evaluation. Journal of marketing research31(2), 173-190.

Marka Yönetimi - Procter & Gamble'ın markalarından bazıları
Marka Yönetimi – Procter & Gamble’ın markalarından bazıları

Marka Yönetimi Nedir?

Oxford University Press’den çıkan Strategic Brand Management kitabında marka yönetimi “algıların yönetimi” olarak tanımlanır. [4]Rosenbaum-Elliott, R., Percy, L., & Pervan, S. (2015). Strategic brand management. Oxford University Press, USA. Kitapta Red Bull’un size ne anlam ifade ettiğini bi cümlede açıklamayı denemenizi ister. Cevabın yüksek kafeinli şekerli bir içecek yerine; büyük ihtimalle cesaret, korku, heyecan gibi hisler ya da risk alan, tehlikeli, özgür bir insan tanımlaması olacağını belirtir. Bu gibi bir algının da, hedef kitlelere yönelik iletişim çalışmanlarının dikkatlice yönetimi ile olacağını söyler.

Marka Yönetimi - Red Bull markasının çağrıştırdıkları
Marka Yönetimi – Red Bull markasının çağrıştırdıkları

Marka yönetiminin akademik tanımlarından birini de Kotler ve Pfoertsch 2006 yılında yayınlanan “B2B Brand Management” kitabı ile yapmıştır:

“Marka yönetimi; marka stratejisinin planlanmasını, geliştirilmesini, uygulanmasını ve değerlendirilmesini sistematik olarak yöneten örgütsel çerçevedir (framework).”[5]Kotler, P., & Pfoertsch, W. (2006). B2B brand management. Springer Science & Business Media.

Bu kitap genel olarak endüstriyel pazardaki marka yönetimi incelese de bu yalın tanım, iki tür pazarı kapsayan ortak bir tanım olarak görülebilir. Ayrıca B2B şirketler için de marka yönetiminin önemli olduğunu vurgulayan kitapta; yazarlar Microsoft, IBM, Intel, Cisco, Oracle, Boeing gibi markalardan bahsederek, dünyayının en güçlü markalarından bazılarının da ana operasyonları B2B üzerinde olan markalar olduğunu vurgularlar. Kısaca markanın önemi, B2C pazarda olduğu kadar B2B pazarda da geçerlidir.

Bu iki tanımın da üzerine; marka yönetimini, markanın tüketici gözünde algısını yönetmek, markanın başarısı için pazarlama, reklam ve iletişim çalışmalarının yönetmek ve bu yönde stratejiler geliştirmek olarak görebiliriz. Kısaca markanın başarısını artırmayı amaçlayan bir fonksiyondur. Bu nedenle de marka yöneticileri, hedef kitlelerini iyi tanımak, markayı iyi tanımak ve bu doğrultuda iyi bir algı oluşturmak için çalışmak durumundadır.


Google ”Dijital Pazarlamanın Temelleri” Sertifikası hakkındaki yazıya göz atın: https://timurd.com/google-dijital-atolye-sertifikasi-nedir/

Referanslar

1 https://www.ama.org/topics/branding/
2 Berthon, P., Hulbert, J. M., & Pitt, L. F. (1999). Brand management prognostications. MIT Sloan Management Review40(2), 53.
3 Low, G. S., & Fullerton, R. A. (1994). Brands, brand management, and the brand manager system: A critical-historical evaluation. Journal of marketing research31(2), 173-190.
4 Rosenbaum-Elliott, R., Percy, L., & Pervan, S. (2015). Strategic brand management. Oxford University Press, USA.
5 Kotler, P., & Pfoertsch, W. (2006). B2B brand management. Springer Science & Business Media.

VirtualBox macOS’da Kurulum Hatasının Çözümü

VirtualBox bilgisayarınızda sanal makineler oluşturmanızı sağlayarak, farklı işletim sistemlerini kullanmanıza izin verir. Örneğin Mac cihazımıza böyle bir sanallaştırma yazılımı yükleyerek, Linux Mint ve Windows 10 gibi işletim sistemlerini çalıştıracak sanal makineler oluşturabiliriz.

Uygulamayı indirmek için sitelerinde bulunan Downloads bölümüne bakabilirsiniz.

VirtualBox sanal makina oluşturma ekranında Windows'dan GNU/Linux dağıtımlarına birçok seçenek mevcut.
Sanal makina oluşturma ekranında Windows’dan GNU/Linux dağıtımlarına birçok seçenek mevcut.

Mac’te VirtualBox “The Installation Failed” (Kurulum Başarısız Oldu) Hatası

macOS üzerinde Virtualbox kurarkan basit bir çözümü olan bu hatayı alabilirsiniz.

The installation failed. The installer encountered an error that caused the installation to fail. Contact the software manufacturer for assistance.”

Bu hata macOS’un kurulmaya çalışan yazılımı güvenlik sebebiyle engellemesi sonucunda ortaya bir durumdur.

Çözüm için Ayarlar (System Preferences) -> Güvenlik ve Gizlilik (Security & Privacy) -> Genel (General) ekranına gelerek öncelikle en altta bulunan kısımından App Store dışındaki geliştiricilerin uygulamalarına izin vermeniz gerekiyor. Bundan sonra da bu kısmın altında yer alacak olan Oracle’a ait yazılımın engellediğine dair uyarıya İzin Ver demeniz gerekiyor.

VirtualBox kurulumundan alınan hatayı gidermek için macOS'un güvenlik ve gizlilik kısmına gelerek uygulama izin ayarları düzenlenmelidir.
Bu ekranda uygulamalara izin ver kısmından sonra VirtualBox yüklemenize ilişkin bir hata yer alacaktır. O hataya da izin ver demeniz gerekmektedir.

Oracle’ın uygulamasının yüklenmesine izin ver dedikten sonra VirtualBox kurulumuna dönecek olursanız, başka bir sorun olmaması halinde uygulama yüklenecektir.

Uygulama yüklendikten sonra bir sanal makine oluşturarak istediğiniz işletim sistemlerini, bilgisayarınızın yeniden başlatmanıza gerek olmadan sanal makineler içerisinde deneyebilirsiniz. Mac üzerinde Windows programları çalıştırmak için bir Bootcamp alternatifi olarak da düşünebilirsiniz. Parallels ücretliyken VirtualBox’ın ücretsiz olması bir artı fakat Parallels’in daha farklı bir deneyim sunduğunu belirtmek gerek.

GitHub Student Developer Pack Nedir? Ücretsiz Hosting ve Yazılımlar

GitHub, “.edu” uzantılı öğrenci e-posta adresine sahip öğrenciler için süper bir hizmet sunuyor. GitHub Geliştirici Öğrenci Paketi dedikleri bu paket ile birçok bulut/hosting servisinden (Azure, AWS, Digital Ocean), birçok yazılıma (JetBrains Ürünleri), bir çok SaaS’a (software as a service, örnek: Stripe) yönelik indirimler, ücretsiz krediler ve kampanyalar sunuyor.

Yazılımla ilgilenen ve bu noktada kendini geliştirmek isteyen öğrenciler için harika bir fırsat. Ben de Digital Ocean için verdikleri 50 dolarlık krediyi kullanıp, 10 ay boyunca Digital Ocean’daki droplet’imi para vermeden kullanabilmiştim. Bu noktada bilmeyenler olabilir diye bu harika öğrenci paketinden bahsetmek istedim.

GitHub’un öğrencilere sunduğu bu harika çözümlerle, kısa sürede bir MVP geliştirebilir ve potansiyel kullanıcılarınızın deneyimine sunabilirsiniz. MVP’i nedir, nasıl olmalıdır öğrenmek isterseniz konuya ilişkin yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

GitHub Student Developer Pack’den Kimler Yararlanabilir?

GitHub’ın sunduğu birçok ücretsiz hosting ve cloud çözümünü içeren bu paketten bütün “.edu” uzantılı e-posta adresine sahip öğrenciler yararlanabilir. Edu uzantılı e-posta adresinizi girip, öğrenci olduğunuza dair bir döküman veya okul kartınızı yüklemeniz gerekiyor. Başvuru süreci hakkında buradan bilgi alabilirsiniz.

GitHub Student Developer Pack Nedir?

GitHub’ın öğrenciler için birçok ücretsiz yazılım ve SaaS çözümünü sunduğu, ücretsiz çözümler yanı sıra birçok platform için indirim verip bunları topladığı bir paket olarak tanımlayabiliriz. Ayrıca bu pakete sürekli yeni servislerin eklendiğini de belirtmekte fayda var, bu neden ara ara girip kullanmak istediğiniz bir servis eklenmiş mi diye kontrol edebilirsiniz.

Hangi Hosting ve Cloud Servislerinden Ücretsiz Olarak Yararlanabiliriz?

Digital Ocean

GitHub’un bu öğrenci paketiyle beraber Digital Ocean için 50 dolar kredi sunuluyor. Bunun sadece yeni üyelere olduğunu belirtmekte fayda var fakat bu 50 dolarlık krediden yararlanmak adına (bu yazıyı yazarken dolar kuru 6.85 TL idi) yeni bir hesap açılabilir.

Tanımlanacak olan 50 dolarlık kredi ile 10 ay boyunca 1 GB RAM, 25 GB SSD alanı ve 1000 GB transfer limitine sahip bir sanal sunucuya ücretsiz sahip olabilirsiniz. Yeni başlayacak kişiler için çok iyi bir fırsat olduğunu söyleyebilirim. Çok yoğun işler yapmayacaksınız bu sunucu da sizi rahat rahat götürebilir.

Digital Ocean’da sunulan sanal sunucu paketleri. 50 dolarlık kredi ile 5 dolarlık sunucu planından 10 ay boyunca ücretsiz olarak yararlanmak mümkün.

Microsoft Azure

Bu paket ile Microsoft Azure’ın 25’ten fazla servisine erişim sağlayabiliyorsunuz ve ayrıca 100 dolar krediyi de size sunuyor. Güzel bir yanı da kredi kartı girmenizi istememesi. Birçok Azure servisi deneyip, kendizi bu alanda da geliştirebilirsiniz.

Amazon Web Services

Bu paket ile AWS’nin 100 dolar değerindeki “AWS Educate Starter Account”a sahip olabiliyorsunuz. AWS’nin popülerliği de göz önünde bulundurulursa, çözümleri üzerine bilgi sahibi olmak ve kendinizi bu platform üzerinde geliştirmek çok fayda sağlayabilir.

Diğer Platformlar

Bunlar dışında name.com, namecheap, Heroku gibi birçok platform da yer alıyor.

Ne Tür Yazılımlar ve SaaS Çözümleri Var? Hangileri Ücretsiz?

Birçok çözüm var fakat ben göze çarpanlardan bazıları hakkında kısa bir şeyler yazmaya çalışacağım. Bu kadar servisin olduğu bir yerde unuttuklarımız olabiliyor. Birçok kişi de ücretsiz Digital Ocean ve Azure kredisi için gelip diğer servisleri unutabiliyor.

JetBrains Çözümleri: IntelliJ IDEA, PyCharm ve daha fazlası. Popüler bir IDE üreticisi olan JetBrains’in yazılımlarına öğrenci olduğunuz süre boyunca ücretsiz bir yıllık lisans alabiliyorsunuz.

Bootstrap kütüphanesi kullanarak drag & drop mantığı ile arayüzler geliştirmenizi sağlayan Bootstrap Studio aracının bir yıllık lisansı ücretsiz sunuluyor. Kısa sürede bir arayüz geliştirmek isteyenler ve odak noktalarını daha çok back-end’e vermek isteyenler için iyi bir fırsat.

Bir görsel düzenleme ve tasarım aracı olan Canva‘nın pro paketi 12 ay boyunca ücretsiz olarak sunuluyor. Ürününüzü sosyal medya üzerinde tanıtırken bu gibi bir araca ihtiyaç duyabilirsiniz. Hızlıca tanıtım görselleri oluşturabilirsiniz.

Bir e-posta gönderme aracı olan SendMail üzerinden öğrenci olduğunuz süre boyunca ayda 15.000 ücretsiz mail gönderimi yapabilirsiniz.

Popüler bir anket platformu olan TypeForm‘un pro planına bir yıl boyunca ücretsiz bir şekilde sahip olabilirsiniz. Bu uygulama lisansüstü öğrencilerin de işine yarayabilir.

Özellikle yurtdışında çok popüler bir ödeme aracı olan Stripe ilk 1000 dolarlık işleminizde komisyon almıyor. Yurtdışına iş yapmak isteyenler için güzel bir fırsat.

Oldukça popüler bir hata takip ve raporlama yazılımı olan Sentry aylık 500.000 event ile beraber sınırsız proje ve sınırsız üye seçeneği sunuyor.

Eğitim: DataCamp

Bu paket ile beraber DataCamp‘den 3 aylık üyeliğini de ücretsiz alabiliyorsunuz. Data Science‘a ve Python‘a ilgi duyanlar için çok iyi bir fırsat. Data Science alanına ilgi duyan kişilere ilk tavsiye edilecek platformlardan biri olan DataCamp’ten 3 ay boyunca ücretsiz olarak yararlanmak size çok şey katabilir.

DataCamp dışında da Educative, Frontend Masters gibi yerlerden de 6 ay boyunca ücretsiz olarak yararlanmanız mümkün.

Kısaca Göz Atmalısınız

GitHub Student Developer Pack hem size yazılım geliştirmek için uygun araçları ve eğitim içeriklerini sunarken, yazılımınızı barındırabileceğiniz platformları ve tanıtım için kullanabileceğiniz bazı araçları da ücretsiz sunuyor. Çok güzel bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle göz atın derin, ilginizi çekecek bir şey bulma olasılığınız çok yüksek.

GitHub Student Developer Pack sayfasına ulaşmak için tıklayın.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bu paket içerisinde sizin ilginizi çeken platformlar ve fırsatları da yorumlarda belirtirseniz çok sevinirim.

Yandex Connect ile Kendi Alan Adınızla Ücretsiz E-Posta Hizmeti Almak

Eğer bir alan adı sahibiyseniz ve bu alan adınızla ücretsiz bir e-posta hizmetinden faydalanmak istiyorsanız Yandex Connect hizmetini kullanabilirsiniz. Eskiden “Yandex Kurumlar İçin Mail” adında olan ve “kurum.yandex.com.tr” üzerinden erişilebilen bu servis artık Yandex Connect adını aldı ve “connect.yandex.com” üzerinden hizmet veriyor.

Yandex Connect ile “isim@alanadiniz.com” gibi bir e-posta adresini kolaylıkla alabilirsiniz. Adım adım bu işlemin nasıl yapılacağına bakalım.

Yandex Connect’e Giriş Yapmak

Yandex Connect Ücretsiz Seçeneği ile 1000 Kullancıya Kadar Ücretsiz E-posta Hesabı Açabilmenize Olanak Veriyor

Öncelikle connect.yandex.com adresine gidip bir hesap oluşturmanız gerekli. Sayfanın sağ üst kısmında bulunan “Try Out” butonuna tıklayarak hesap oluşturma/giriş yapma kısmına gelebilirsiniz. (Bu nokta mevcut herhangi bir Yandex hesabınızı kullanabilirsiniz.)

Giriş yaptıktan sonra kurumunuz için bir ad girmenizi isteyecektir, sonrasında Kurumlar İçin Mail kısmına tıklayarak ilerleyebilirsiniz.

Yeni bir alan adı eklemek

Alan adınızı girerek devam edebilirsiniz. Ardından alan adınızı belirtmiş olduğunu yöntemlerden birini kullanarak doğrulamanızı isteyecek, bu noktada ben DNS kayıtlarını değiştirerek doğrulama yapacağım.

DNS Kayıtlarını Yapmak

Yandex Connect Alan Adımızı Doğrulama

DNS kayıtlarını değiştirmek için Digital Ocean üzerindeki alan adımın bulunduğu sekmeye tıklıyorum. Siz de DNS kayıtlarınızı kullandığınız platform üzerinden değiştirebilirsiniz.

Digital Ocean’ın domain yönetimi ekranına gelerek, DNS kayıtlarımızı güncelleyebiliyoruz.

Bir TXT kaydı oluşturarak değer kısmına “yandex-verification:…” kod ile başlayan kısmı tamamen kopyalayarak yapıştırıyoruz. Bu işlemden sonra Yandex’in panelinde doğrula diyerek alan adımızın doğrulanmasını talep ediyoruz.

Bu aşamada bir sıkıntı yaşarsanız bir HTML dosyası ile de doğrulama yapabilirsiniz. Eğer her şey yolunda giderse şimdi DNS kayıtlarımıza yeni bir MX kaydı ekleyerek devam edeceğiz.

MX Kaydını Yapmak

MX kayıtlarını yapmamız gerektiğini gösteren uyarı

MX kaydı eklemek için şu adresteki Yandex Support sayfasına bakabiliriz.

Yandex Support MX Kaydı Sayfası

Sayfada verilen bilgilere göre DNS kayıtlarımızı yönettiğimiz platforma gidip yeni bir MX kaydını “mx.yandex.net.” değerini “MAIL PROVIDERS MAIL SERVER” kısmına girerek oluşturuyoruz.

Digital Ocean’da Yandex Connect İçin MX Kaydı Oluşturmak

MX kaydımızın Yandex Connect üzerinde görülmesi biraz sürebilir. Kaydımız Yandex tarafından algılandıktan sonra (bu süre bu denememde 5 dk oldu) “Alan adı onaylandı ve çalışmaya hazır” yazısını göreceğiz.

Yandex Connect Alan Adı Onaylandı Yazısı

Bu aşamadan sonra göndereceğimiz e-postaların spam’e düşmemesi için iki tane daha ayar yapmamız gerekiyor. Bunlar Yandex Support sayfasında bulunan SPF Kaydı ve DKIM İmzası ayarı.

SPF Kaydını Ayarlamak

SPF kaydını ayarlamak için Yandex Support’un bu sayfasına bakabiliriz.

Yine ilk aşamada yaptığımız gibi bir TXT kaydı oluşturacağız ve eğer sadece Yandex server’larından e-posta göndermek istiyorsak üst kısımdaki “v=spf1 redirect=_spf.yandex.net” değerini gireceğiz.

Bu işlemden sonra DKIM imzası ayarını yapacağız.

DKIM İmzasını Ayarlamak

DKIM (DomainKeys Identified Mail) İmzası ile gönderilen e-postanın bir alan adı ile eşleşmesini sağlıyoruz. Bu da Yandex Mail’de sıkılıkla yaşanabilen spam’e düşme sorununun yaşanmamasını sağlıyor.

Yandex Support – DomainKeys Identified Mail Signature Ayarlama Sayfası

DKIM kaydını ayarlamak için öncelikle Yandex Connect üzerindeki E-postalar sayfasına gidiyoruz. Bu sayfada DKIM sekmesine giderek Yandex’in bize özel oluşturmuş olduğu imza kodunu kopyalayabiliriz.

Bu kopyaladığımız kodu, DNS kayıtlarını yönettiğimiz platforma gelerek bir TXT kaydı oluşturup ona değer olarak yapıştırıyoruz. Bu sefer “name” kısmına “mail._domainkey” değerini giriyoruz.

Bu aşamalardan sonra başka bir DNS kaydı yapmamıza gerek yok. Mail adreslerini oluşturup kullanmaya başlayabiliriz.

Kullanıcı ve E-posta Adresi Oluşturmak

Yandex Connect sol menüsündeki en üstteki başlığa tıklayarak bir çalışan ekliyoruz ve böylece ilk e-posta adresini oluşturmuş oluyoruz.

Sonrasında oluşturduğumuz bu e-posta adresine belirlediğimiz şifre ile Yandex Mail üzerinden giriş yapıp bir e-posta göndermeyi deneyelim.

Kendi kişisel Gmail hesabıma bir mail atmayı denedim ve giden mail direkt birincil e-posta klasörüne düşerek, spam filtresine takılmadı. Bunun yanı sıra onaylanmayan e-posta hesaplarındaki profil resminin yerinde soru işareti çıkması durumu da yaşanmadı. Ayrıca atmış olduğum mail Gmail tarafından otomatik olarak önemli olarak işaretlendi.

Bu adımları uygulayarak sorunsuz bir şekilde çalışan “isim@alanadiniz.com” tarzında bir e-posta hesabına Yandex Connect üzerinden sahip olabilirsiniz. Digital Ocean ve Yandex Connect’in nasıl eşleştirileceği de bu yazıda gösterilmiştir.

Herhangi bir sorunuz olursa yorum yazarak sorabilirsiniz. 🙂

macOS Üzerinde Composer ve Laravel Kurulumu

Bu yazıda macOS üzerinde Laravel’i hem MAMP ve hem de XAMPP için kullanıma hazır hale getirmeyi açıklayacağım.

Composer Nasıl Kurulur?

Laravel’i kurmadan önceden, bağımlılık yönetimi (dependency management) aracı olan Composer’i kurmamız gerekli. Projeniz için gerekli olan kütüphaneleri yönetmenizi ve en güncel halini yüklemenizi sağlar.

Composer’i yüklemek için terminalde şu komutları çalıştırmanız gerekli:

curl -sS https://getcomposer.org/installer | php mv composer.phar /usr/local/bin/composer

Bu komut Composer’i bilgisayarınıza yükleyecektir. Composer’in yüklenip yüklenmediğinde emin olmak için bu komutu çalıştırabilirsiniz:

composer

Eğer Composer yüklendiyse Composer komutlarının geldiği aşağıdaki gibi bir ekranla karşılacaksınız:

Composer

Composer hakkında daha fazla bilgi almak için web sitesindeki “Introduction – Composer” sayfasına bakabilirsiniz.

MAMP ve XAMPP’ı Ayarlamak

MAMP ve XAMPP’ı ayarlamak için yapmanız gereken küçük bir işlem bulunuyor.

MAMP için

Yapmamız gereken terminale aşağıdaki komutu girerek “.bash_profile” dosyamıza girmek ve bu dosyaya MAMP’in dizinini göstermek.

vim ~/.bash_profile

Bu komutu girmemiz ile beraber Vim editörü üstüne “.bash_profile” dosyamız açılacaktır. Bu dosyaya aşağıdaki komutu yapıştırıp kaydetmemiz gerekli. Kaydetmek için “ESC” tuşuna basıp ardından “:wq” (write and quit) yazıp “Enter” tuşuna basmamız yeterli.

export PATH=/Applications/MAMP/bin/php/php7.2.10/bin:$PATH

Komuttaki “php7.2.10” kısmını PHP sürümünüze göre değiştirmeniz gereklidir.

Kaydettikten sonra, aşağıdaki komut ile “.bash_profile” dosyanızı yeniden yükleyin:

source ~/.bash_profile



XAMPP için

Bu işlemin bir benzeri de XAMPP için geçerlidir. Yine aşağıdaki komut ile “.bash_profile” dosyamıza giriyoruz:

vim ~/.bash_profile

Bu dosyaya aşağıdaki komutu yapıştırıp, “ESC” tuşuna basıp ardından “:wq” (write and quit) yazıp “Enter” tuşuna basarak kaydediyoruz:

export PATH="/Applications/XAMPP/xamppfiles/bin:$PATH"

Komuttaki “php7.2.10” kısmını PHP sürümünüze göre değiştirmeniz gereklidir.

Kaydettikten sonra, aşağıdaki komut ile “.bash_profile” dosyanızı yeniden yükleyin:

source ~/.bash_profile



Laravel Nasıl Kurulur?

Laravel’i -blog adında bir proje ile- kurmak için terminal ekranına aşağıdaki komutu giriyoruz:

composer create-project laravel/laravel blog --prefer-dist

Buradaki “–prefer-dist” ibaresi stabil olan en son sürümü getirmeyi sağlar. Projenin dizinine gelmek için aşağıdaki “cd” komutunu girebiliriz.

cd blog

Blog adındaki projemizin dizinine geldikten sonra aşağıdaki komut girerek Laravel’in kurulup kurulmadığını ve Laravel sürümümüzü öğrenebiliriz.

php artisan -V

Eğer her şey yolundaysa aşağıdaki gibi bir çıktı verecektir:

Laravel Framework 5.7.20

Aşağıdaki komutu girerek Laravel projemizi yayına alabilir ve localhost:8000 portu üzerinden projemize ulaşabiliriz.

php artisan serve

Eğer her şey yolunda gittiyse şöyle bir görüntü almalıyız:

Laravel 5.7.20’deki başlangıç sayfası

Stanford’ın Ücretsiz Girişimcilik Dersi: Bir Startup Nasıl Kurulur?

Y Combinator başkanı Sam Altman‘ın Stanford Üniversitesi‘nde verdiği How to Start a Startup dersi ücretsiz ve Türkçe altyazılı olarak Sam Altman’ın web sitesinden ve Youtube’dan izlenebiliyor.

Derste bir girişimin kurulum aşamasından, büyüme, pazarlama, ürün yönetimi, kültür ve müşteri görüşmelerine dek birçok konuya girişimcilik dünyasının önemli isimlerinin katılımıyla değiniliyor. Derslerde Sam Altman’ın yanı sıra, Facebook’un ilk yatırımcılarından biri olan Paypal’un kurucusu ve Sıfırdan Bire (Zero to One) kitabının yazarı Peter Thiel, Linkedin’in kurucusu Reid Hoffman, Facebook’un ve Asana’nın kurucularından olan Dustin Moskovitz ve Y Combinator’ın kurucularından Paul Graham gibi isimler yer alıyor. Girişimciliği gerçek girişimciler anlatıyor.

How to Start a Startup 1. Ders
"Öğrenciyken; yeni fikirler üzerine düşünüp, potansiyel co-founder'lar ile tanışın."
How to Start a Startup 1. Ders
“Öğrenciyken; yeni fikirler üzerine düşünüp, potansiyel co-founder’lar ile tanışın.”

2014‘te Stanford Üniversitesi‘nde verilen ders ortalama 45 dakika süren 20 videodan oluşuyor. How to Start a Startup dersi uzun süredir ücretsiz ve Türkçe olarak Youtube ve Sam Altman’ın web sitesi üzerinden erişime açık durumda.

İlk dersin metnine ulaşmak için: http://startupclass.samaltman.com/courses/lec01/

Girişimcilikle ilgilenenlerin, bir girişim kurmak isteyenlerin ve startup dünyasını merak edenlerin kaçırmaması gereken bir ders. Stanford öğrencilerine yönelik bu ders ile bir girişimin kurulum sürecinde değerlendirilmesi gereken birçok konu hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Dersin ücretsiz ve Türkçe altyazılı ile ulaşılabilir olması büyük bir şans, böylelikle İngilizce’yi bahane etme şansı da bırakmıyor fakat İngilizce girişimcilikle uğraşacaklar için (neredeyse her konuda olduğu gibi) bir zorunluluk.

Startup Hızlandırma Programı Y Combinator Nedir?

Sam Altman’ın Başkanı olduğu Y Combinator ise ABD merkezli bir girişim hızlandırma programı, Y Combinator’ın bünyesinden çıkan girişimler arasında AirBnb, Dropbox, Stripe, Twitch, Quora, Zapier gibi başarılı girişimler var.

Stanford’ın bu dersi haricinde; Y Combinator’ın Startup School adlı bir girişimcilik eğitim programı da bulunuyor, ders içeriklerine web sitesi üzerinden ücretsiz olarak erişilebiliyor.

Ders içeriklerini görüntülemek isterseniz: Sam Altman’ın web sitesine veya dersin Youtube kanalına bakabilirsiniz.

Ek olarak bu derslere baktıktan sonra ürününüzün prototipini yapmak isterseniz Minumum Viable Product içerikli yazılarıma bakabilirsiniz.

Google Dijital Atölye Sertifikası Nedir?

Google Türkiye’nin geçen yıl başlattığı Google Dijital Atölye projesi, herkesin kolayca dijital pazarlama hakkında bilgi sahibi olmasını sağlayan şu an 26 konuyu kapsayan 106 dersten oluşan ücretsiz çevrimiçi bir eğitim programı.  Google’ın farklı ülkelerde de benzer sürümlerini uyguladığı bu program geçen sene Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İŞKUR ve TOBB’un desteği ile Türkiye’de faaliyete geçti.

 

Program Neleri İçeriyor?

Eğitim; arama moturu optimizasyonu, arama motoru reklamcılığı, analitik araçlar gibi bir çok konuyu içeriyor. Genel olarak Google’ın Adwords, Analytics, Trends, Keyword Planner gibi birçok uygulamasının nerelerde işe yaradığını ve nasıl kullanılacağını, temel bir  dijital pazarlama eğitimi ile birlikte sunuyor. Bir yandan temel bir dijital pazarlama eğitimi veren Google, doğal olarak kendi araçlarının da reklamını yapıyor.

Google Dijital Atölye eğitim programı, dijital pazarlamaya giriş yapmak isteyenlere ya da temel olarak bilgisini tazelemek isteyenler hitap ediyor. Özellikle KOBİ’lere ve kariyerinin başında olanlara yönelik hazırlanmış bu program sonunda; bir işletmeyi internete taşımak, çevrimiçi reklam türleri, temel dijital pazarlama stratejileri gibi konularda bilgi sahibi oluyorsunuz.

 

Nasıl Google Dijital Atölye Serifikası Alınır?

Google Dijital Atölye sertifikasını almak için eğitimde bulunan 26 konuya ait 106 dersi tamamlamanız gerekiyor. Bu derslerin sonunda küçük bir test bulunuyor. Ders sonu testleri genelde oldukça kolay ve sizi doğru cevabı bulmaya iten türden sorulara sahip. Konu bitiminde de genel olarak bilginizi ölçen testlere tutuluyorsunuz. Bütün konuları bitirdikten sonra basit bir final sınavı ile eğitimi tamamlamış oluyorsunuz. Final sınavdan sonra programda yer alan fakat sertifika kapsamında olmayan “bonus içerikler” sekmesine de göz atabilirsiniz.

Eğitim sonunda Google tarafından “pdf” formatında verilen bir “Online Pazarlama Temel Eğitimi” sertifikasına sahip oluyorsunuz. Bu sertfikanın İngilizce versiyonu “Online Marketing Fundamentals” olarak geçmekte. Bu alanda ilerlemek isteyenler açısında böyle bir sertifika, konuya dair temel bir bilgi birikimine sahip olduğunu göstermek açısından faydalı olabilir. Fakat genel olarak, sertifikadan çok şu ana kadar yapmış olduğunuz işlerin sizi daha iyi temsil edeceğini düşünüyorum.

Google Dijital Atölye Serifikası
Google Dijital Atölye programını tamamladığınızda verilen sertifika

Google Dijital Atölye Sertifika Ana Programının Başlıkları

  • İşletmenizi online ortama taşıyın
  • Kullanıcıların işletmenizi web’de bulmasını kolaylaştırın
  • Sosyal medya veya mobil platform aracılığıyla bölgenizde bulunan daha fazla tüketiciye ulaşın
  • Reklam yayınlayarak daha fazla müşteriye ulaşın
  • Web trafiğini izleyin ve ölçün
  • İnternette ürün veya hizmet satın
  • İşletmenizi global düzeye taşıyın

 

Özet olarak Google Dijital Atölye, Dijital Pazarlama’ya ilgi duyanların başlayabilecekleri ücretsiz temel bir eğitim programı. Bu eğitimden sonra Google Adwords ve Google Analytics gibi araçların sertfika programlarına bakabilirsiniz. Eğitime buradan ulaşabilirsiniz.

Dijital pazarlama hakkında diğer yazılarıma buradan göz atabilirsiniz.

 

 

PolskiBus: Ucuza Otobüs Bileti – Polonya’da Ulaşım

Erasmus sayesinde bir süredir Polonya’dayım, biraz tecrübe edinmişken hem Erasmus’a gelmeyi düşünenler hem de tatil amaçlı ziyaret etmek isteyenler için bilgiler vermek istedim. Bu yazı ile bu Erasmus ve seyahat konusunda bilgi verme serisine başlıyorum. Hem Polonya içi hem de diğer Orta Avrupa ülkelerine (Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Avusturya, Almanya…) ucuza otobüs ile seyahat etmek isteyenler için güzel bir alternatif olan PolksiBus‘tan kısaca bahsedeceğim.

Sitesinde yer alan slogan: “The great value way to travel inter-city across Poland and Central Europe.”

Polonya içi ulaşımda, Polonya’da Erasmus yapan öğrenciler %51 indirime sahip oldukları trenleri de tercih edebilir. Ben, Polonya içi ulaşımda önce trene bakıyorum fakat otobüsle gidilebilecek yakın ülkelerde PolskiBus’ı tercih ediyorum.  Tren konusunu başka bir yazıda ele alacağımı belirterek otobüs konusuna dönelim.

Türkiye’den Orta Avrupa’ya gelince ulaşım -özellikle otobüs fiyatları- cidden uygun gelmeye başlıyor. Özellikle Türkiye’deki şehirlerarası otobüs fiyatlarından daha düşük bir fiyata ülke değiştirebilmek ilk başlarda biraz şaşırtıyor.

Otobüs yolculuklarında gideceğim güzergahta Polskibus varsa mutlaka onu kullanıyorum. Fiyatı oldukça makul, ayrıca rahatlık konusunda da fena olduğunu düşünmüyorum. Türkiye’deki otobüs firmalarından sonra ikram bekleyenler için ikram olmadığını belirtmem gerek.

1 – Polskibus’tan Nasıl Bilet Alınır?

Polskibus web sitesine gidip menüde bulunan İngilizce seçeneğini seçerek web sitesinden kolaylıkla bilet alabilirsiniz. Örnek olması amacı için dört gün sonrasına Krakow’dan Viyana’ya bilet aradım:

Görüldüğü üzere 33 Zloty’ye (yazının yazıldığı tarihte 1 PLN=1.07 TRY) Krakow’dan Viyana gidilebiliyor. Türkiye’de 7 saat süren bir yolculuk için gördüğüm kadarıyla genelde 60 TL’den yüksek bir ücret talep ediliyor. Buna bakacak olursak Polonya’dan Avusturya’ya bu fiyata gidebilmek cidden güzel. Özellikle Erasmus esnasında gece yolculuğu tercih edip ertesi sabah Viyana’da uyanmak güzel olabilir.

Satın alma işleminden sonra bilet e-posta adresinize geliyor. Otobüse binmek için telefonunuzdan e-postayı göstermeniz yeterli, rezervasyon numarası gibi bilgiler kontrol edildikten sonra otobüse geçebiliyorsunuz.

Bu arada bazı seferlerde koltuk seçmenize izin verilirken bazılarında da izin verilmiyor. Gidip istediğiniz yere oturabiliyorsunuz. Seçim imkanı sunulduğunda ekstra bacak alanı gibi bazı konumlar için 5 zloty ek ücret talep edilebiliyor. Ekstra bacak alanına pek gerek olmadığını söyleyebilirim.

2 – Polskibus Örnek Fiyatlar

Polskibus’taki kolay bilet alma işleminden kısaca bahsettikten sonra örnek fiyatlardan bahsetmek istiyorum.

PolskiBus’ın indirim dönemlerinde Krakow – Budapeşte arası bir otobüs biletini 9 zloty’ye alma şansınız olabiliyor. Bu indirimleri takip etmek için siteye ara ara göz atmakta fayda var, ayrıca e-posta aracılığı ile de kampanyalarını duyurabiliyorlar.

Krakow’u baz alarak fiyatları listeleyeceğim. Bu yazıyı ileride okuyanlar için fiyatların değişmiş olabileceğini hatırlamakta fayda var.

Sefer saatlerine göre fiyatlar değişiklik gösterebilmekte, gördüğüm en ucuz sefer ile en pahalı seferi ekliyorum.

Krakow – Viyana: 33 zloty – 59 zloty

Krakow – Prag: 34 zloty – 64 zloty

Krakow – Budapeşte: 35 zloty – 45 zloty

Krakow – Berlin: 45 zloty – 120 zloty (Genelde 120 ile karşılaşmanız olası fakat ucuza bulmak mümkün, farklı tarihlere bakmakta fayda var)

 

Rahatlık konusunda Türkiye’deki otobüslere göre kötü olduğunu söyleyenler olsa ben rahat edebildim. Her koltukta priz var ve Polonya içi yolculuklarda (çalışmadığı zamanlar olabiliyor) wifi mevcut. PolksiBus’ta biletinizin zamanını değiştirmek isterseniz 5 zloty ücret ödeyerek kolaylıkla değişim yapabiliyorsunuz (bir değişim olma ihtimaline karşı lütfen kontrol edin).

PolskiBus uygun fiyatı ile Orta Avrupa ve Polonya’yı gezmek için güzel bir seçenek sunuyor. Polonya içinde tren bulunan güzergahlarda öğrenciler için treni kullanmak en makul seçenek iken diğer ülkelere giderken PolskiBus’ın en iyi seçenek olduğunu söyleyebilirim. 

 

| Kısaca PolskiBus’tan bahsetmeye çalıştığım bu yazıda bir hata gördüyseniz ya da sorunuz varsa lütfen yorum kısmında belirtin. Okuduğunuz için teşekkürler. 🙂

 

MVP – Minimum Viable Product Örnekleri ve Türleri

“MVP Nedir?” adlı yazımda basitçe Minimum Viable Product’ın ne anlama geldiğini, nasıl olması gerektiğini açıklamaya çalıştım. Bu yazıda ses getiren MVP türlerinden ve MVP örneklerinden bahsedeceğim. MVP aşamasına gelen projeler için faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Fikriniz hakkında en kısa sürede geribildirim almak ve doğru hamleler atmak adına bu MVP yöntemlerinden size uygun olanı deneyebilirsiniz.

“Eğer ürününüz ilk halinden utanmıyorsanız, çok geç yayınlamışsınızdır.” – Reid Hoffman (Linkedin)

1 – Wizard of Oz: Zappos.com Örneği

Zappos.com, Wizard of Oz (Oz Büyücüsü) MVP’si

Şu an en büyük çevrimiçi ayakkabı satış platformu olan Zappos, MVP aşamasını tamamen manuel bir şekilde yaptı.

Büyük bir e-ticaret altyapısı kullanmak yerine, sadece ayakkabı fotoğraflarının yer aldığı basit ama gerçekçi duran bir site yaptılar. Bu web sitesine de, çevrelerindeki mağazaları dolaşıp, mağaza sahiplerinden izin isteyerek, ayakkabıların fotoğraflarını çekip eklediler.

Web sitesine koydukları bu ayakkabı fotoğrafları sayesinde sipariş geldiğinde, ayakkabıları mağazalardan satın alıp, kendileri kargoya yolluyordu.

Oldukça basit bir şekilde işleyen bu süreçte, kullanıcının arkaplanda ne çalıştığından haberi yoktu; kullanıcının gördüğü kısımda son derece profesyonel gözüken bir kısım vardı. Halbuki arkaplanda bir Oz Büyücüsü işleri yönetmekteydi.

Boşa büyük bir e-ticaret yatırımı yapmaktansa, bu basit hamleyle, piyasada online bir ayakkabı satıcısına ihtiyaç olup olmadığını anladılar. Fikirlerini, minimum maliyetle test ettiler.

2 – Açıklayıcı Video: Dropbox Örneği

Açıklayıcı video, ürününüzün ne olduğu ve neden kullanıcılarının onu alması gerektiğini anlatan kısa bir videodur. Dropbox, açıklayıcı videoyu çok başarılı bir şekilde kullanmıştır.

Geliştirildiği dönemde anlatılması zor bir şey olan Dropbox’ı insanlara anlatmak için, çocuğa anlatır gibi bir video çektiler. Çektikleri video Hacker News‘de yayınlandı.

Video, kullanıcı deneyimini aktaracak kadar iyiydi. İnsanlar ürünü kullanmışçasına geribildirim yapabildiler. E-posta listelerinde ürünü bekleyenlerin sayısı sadece bir gün içerisinde 5 binden 75 bine çıktı.

3 – Concierge MVP: Food on the Table Örneği

Öncelikle, kelimenin Vikipedi’deki tanımına bakmakta fayda var:

Concierge: (okunuşu: konsiyerj) Fransızca kökenli bir kelime olup, aynı zamanda büyük otellerde müşterinin otel dışındaki iş ayarlamalarını yapan birimin adıdır.

Concierge MVP ile bir ürünü sağlamaktan ziyade basit manuel bir hizmet ile başlarsınız. Fakat bu hizmet, ürününüzdeki adımları birebir içermeli ve ürününüz ile uyumlu olmalıdır.

Wizard of Oz yöntemine çok benzerdir. Kullanıcıya özel ilgi göstererek yapılır. Karmaşık bir teknolojik ürünün yerine insanları koyarak yaparsınız. Concierge MVP’nin temelinde ürünün otonom kısımlarının yerine insanları koyarak, ürünü basitleştirmek vardır.

Concierge MVP diğer MVP türleri gibi büyük bir zaman tasarrufu sağlarken, ürününüzü kullanan kişilerle direkt olarak etkileşime geçmenizi sağlar.

Eric Ries, Yalın Startup kitabında Food on the Table örneğini verir. Food on the Table, ne tür yiyecekler yemeyi sevdiğinizi anlayan ve bundan hareketle farklı mağazaların yer aldığı bir alışveriş listesi hazırlayarak maksimum tasarruf yapmanızı sağlayan bir servistir. Kısaca yemek giderlerinizde tasarruf etmenizi sağladığını söyleyebilirim.

Food on the Table’ın Concierge MVP’sinde, kurucusu, ürünün ilk kullanıcıları için, kuponları araştırıp, alışveriş listeleri hazırlıyordu.

4 – Landing Page: Buffer Örneği

Landing page: Ziyaretçilerin, bir reklamdaki ya da bir e-postadaki bağlantıdan geldikleri tanıtım sayfasıdır.

Landing page’in temel görevi, ziyaretçiye teklifi anlatması, olabilecek itirazlara cevaplar sunması ve ziyaretçiyi aksiyon almaya çağırmasıdır.

Bir landing page’i yaptığınız araştırmalar, anketler ve ürün geliştirme sürecinize dayaranak yaparsınız. Bir pazarlama aracı olan landing page ayrıca bir MVP türüdür.

Landing page’inizi oluşturduktan sonra Google Adwords reklamı verebilir ya da ilgisini çekeceğiniz Facebook grupları vb. yerlerde paylaşabilirsiniz. İlgisi olan kullanıcıları sayfaya çektikten sonra e-postalarına bırakabilecekleri bir alan, etkileşime geçebilecekleri bir sohbet alanı ve de basit bir anket kısmı koyabilirsiniz. Böylece kullanıcılar fikrinize karşı geribildirimde bulunabilir.

Landing page’in başarılı bir şekilde kullanan Buffer örneğine bakalım. Buffer, sosyal medya gönderilerinizi, olabilecek en iyi zamanlarda paylaşmak üzere ayarlamanızı sağlayan bir servistir.

Buffer’ı yapmadan önce kurucusu, bu ürünü kullanmak isteyecek insanların olup olmadığını görmek istemiş. Bundan hareketle, basit bir landing page hazırlayarak Buffer’ın ne yaptığını anlatmış, ayrıca insanların ilgisini çekerse tıklayabilecekleri fiyatlandırma başlıklı bir buton eklemiş. Bu butona tıkladıkları zaman ise “Merhaba, bizi hazır olmadan yakaladınız! E-posta adresinizi bırakıp, hazır olduğumuzda sizi haberdar etmemizi sağlayabilirsiniz” yazısı karşılamış.

Buffer’ın Landing Page’i

Bu sayfa hazırlandığında Buffer’ın geliştirilmesine daha başlanmamıştı. Kurucusunun attığı tweet üzerine sayfaya gelenlerin e-posta adreslerini bırakmaları ile ürüne talep olduğu anlaşıldı.

Bundan sonraki aşamada, kullanıcıların böyle bir uygulama için para ödeyip, ödemeyeceklerini anlamak vardı. Landing page’e yapılan bir güncelleme ile ücretsiz ve ücretli olmak üzere çeşitli aylık planlar eklendi. Ücretli planlara yeterli sayıda kişinin tıklaması ile insanların bu uygulamaya para vereceğini anlaşıldı.

Fikir başarıyla test edildi. Bu testlerin ardından insanların kullanabilecekleri basit, minimum özelliğe sahip bir uygulama geliştirildi ve kısa sürede gelir elde ettiği 500 kullanıcıya sahip oldu.

Bu MVP türlerinden bir tanesini seçerek kısa sürede fikrinizi test edebilir, insanlardan hızlıca geribildirim alabilir ve insanların gerçekten kullanmak isteyeceği bir ürün geliştirebilirsiniz. Bir MVP gerçekleştirmek, hem zamandan hem de paradan tasarruf etmenizi sağlayacaktır.

_____________

Bu yazıyı yazarken

gibi yerlerden yararlandım.

Yazıda bir hata görmeniz durumunda lütfen yorum kısmından bildiriniz. Okuduğunuz için teşekkürler. 🙂